19 Ağustos 2015 Çarşamba

Tüp bebek merkezine mi gitmeliyim ?

Tüp bebek Tedavi Desteği Almamız Gerektiğine Karar Verdik. Şimdi Ne Yapmalıyız?
 Anne- baba olmak için, çok önemli bir adım atmaya karar verdiniz. Şimdi vermeniz gereken önemli bir karar daha var;
“Bu tedavi için bir kadın-doğum uzmanının muayenehanesine mi, bir tüp bebek merkezine mi gitmeliyiz?”
Öncelikle bilmeniz gereken; İnfertilite tedavisinin özel bir uzmanlık alanı olduğu ve üreme endokrinolojisi, infertilite ve cerrahi alanlarında uzman kişilerden oluşan deneyimli bir ekip tarafından uygulanması gerektiğidir. İleri teknoloji gerektiren, yüksek kalitede infertilite tedavisi, sadece bu amaçla kurulmuş ve konusunda uzmanlaşmış, deneyimli ekiplerin çalıştığı merkezlerde gerçekleştirilebilir. 

Tüp bebek tedavisi Başlıyor..

Tüp Bebek Merkezine geldiğinizde, ilk olarak uzman doktor, sizinle ön görüşme yapacaktır. Bu görüşmede İnfertilite öykünüzü dinleyen doktorunuz, sağlık geçmişinizi anlamaya yönelik sorular soracaktır. Görüşmenin ardından, infertilite nedeninizi teşhis etmede kullanılacak muayene ve testler aşamasına geçilir.

31 Temmuz 2015 Cuma

Tüp Bebek Nedir?



Tüp bebek tedavisi en basit haliyle, yumurta ve spermin vücut dışında labarotuvar ortamı gibi döllenme işlemidir. Tüp bebek normal yollar ile hamile kalamayan anne adaylarına uygulanan yardımcı bir üreme tedavisidir. Erkekten alınan spermlerle kadından alınan yumurtanın laboratuvar ortamında birleştirilmesi neticesinde oluşan embriyoların rahme transferidir.


Mikroenjeksiyon ICSI
ICSI Son zamanlarda uygulanmaya başlanan mikroenjeksiyon adı verilen yöntem ile, menisinde sperm bulunmayan ya da bulunsa bile sperm sayısının çok düşük olduğu ancak testisinde sperm mevcut olan baba adaylarının tedavisinde oldukça ses getirmiştir.

Kadınlarda her iki tüpün kapalı olması, sperm sayı, hareket ya da normal sperm miktarının düşük olması, sebebi bilinmeyen kısırlık, şiddetli endometriozis gibi durumlar ve hastalarda tüp bebek tedavisi uygulanabilir.

Tüp bebek tedavisinin süresi uygun görülen tedavi türüne göre değişebilmektedir. Tedavide en sık ve yaygın olarak uzun protokol adı verilen yöntem uygulanır.

Neden tüp bebek tercih ediliyor?

Tüp bebek tedavisi birçok yardımcı üreme tedavisi olsa da genellikle en sık tercih edilen tedavi çeşididir. Gebelik şansının en yüksek olduğu bir tedavi biçimi olmasından kaynaklanır. Sebebi bilinmeyen kısırlık ya da erkek kaynaklı kısırlıklarla tüp bebek tedavi yöntemi uygulanarak başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir.


Tüp Bebek  nasıl yapılır?
Tüp bebek tedavisinde Beş  aşaması vardır. Tüp bebek aşamalarından 1. tedavi öncesi görüşme ve en uygun tedavi yöntemini bulmaktır. Videoda tüp bebek nasıl yapılır adlı videomu zizlemenizi tavsiye ederim.



Tüp bebek tedavisi düşünülen adaylarda tedavi, anne adayının adetinin 2. veya 3. Günü uygulanmaya başlanır. Başlangıç günü ultrason uygulanır. Bunun sebebi, ultrasonda yumurtalıklarda ve rahimde tedaviye başlamaya engel olacak bir sorunun olup olmadığını saptamaktır.

Yumurtaların Döllenmesi 
Sperm , yumurta hücresini döller ve böylece embryo oluşur. Kültür ortamında, döllenmiş yumurtalar, anne adayının rahmine transfer edilebilecek hala gelinceye dek izlenir. İyi ve kaliteli embriyo ayıklanarak rahim içine transferi gerçekleştirilir

Yumurtalıkların Uyarılması
hormon barındaran ilaçlara başlanır. Bunun sebebi yeni adet döneminin 3. gününde yumurtalıkların uyarılması içindir. Yumurtalıklardan birden fazla yumurta hücresinin gelişimini sağlamak adına bu ilaçlar uygulanır. Bu hamilelik olasılığını yükseltmektedir. Yumurtalıklarının uyarılma süresi hastadan hastaya değişmektedir. Yumurtalıkların kullanılan ilaca yanıtı, bu sürecin uzunluğunu belirler. Genellikle bu uzunluk 10-12 gün arasında değişmektedir.  İki günde bir hormon ve ultrason yardımıyla bu dönemde yumurta gelişimi takip edilir.

Yumurta Toplanması
Yumurta hücreleri belli olgunluğa ve büyüklüğe eriştikten sonra, yumurtaların çatlamasına yardım eden hormonal bir iğne ile çatlaması sağlanır. İğne uygulandıktan 34-36 saat sonra yumurta toplama operasyonu gerçekleştirilir. Bu iğne muhakkak zamanında yapılmalıdır. Yumurta toplama uygulaması, sedasyon anestezi yani uyku hali denilen bir hal altında transvajinal ultrasonografi aracılığı ile uygulanır. Bunun sebebi hastanın ağrı hissetmesini önlemektir.  Hasta sabah aç karnına alınır. İşlem yaklaşık 20 ile 30 dakika arasında sona erer.

Embriyo Transferi
Embriyoların laboratuvar ortamından alınarak anne adayının rahmine transferine embriyo transferi adı verilir. Bu aşama, anesteziye ihtiyaç duyulmayan, hastanın ağrı duymayacağı bir işlemdir. Yumurta toplanma işleminden 48-72 bazı durumlarda ise 120 saat sonra transfer gerçekleştirilir. Transferin ne zaman yapılacağı embriyo sayı ve kalitesiyle ilgili bir durumdur.  Trasnfer öncesi rahim ağzı özel sıvılar yardımı ile temizlenir. Rahim içerisine transfer, ince kateter yardımıyla rahim ağzından geçilerek uygulanır.  Bu uygulama sonrası rahim içine bırakılan embriyoların bundan sonra  kendi kendilerine gelişmeye devam ederek rahime tutunmaları beklenir.




Transfer edilecek embriyo sayısı , transfer öncesi doktor tarafından kararlaştırılır. Transfer işleminden sonra, 30 dakikalık bir istirahat sonrası hasta evine gidebilir. Transferden sonrası fazla iyi kalitede embiryosu varsa, dondurulabilir.

tüp bebek nedir?

3 Temmuz 2015 Cuma

TÜP BEBEK NEDİR?

Tüp bebek son zamanlarda ucuz ve kolay  uygulanabilen bir yöntem olmuştur  ve tüp bebek sonucunda gebe kalan  kadınlar sonuç alma oranları çok daha artmıştır.
Artık zamanımızda  tüp bebek nedir sorusuna verilen cevap ise ortalama 15-18 gün içinde başlayıp sonuçlanmaktadır.
Tüp bebekte ilk olarak âdetinin 2. veya 3. gününden sonra anne adayı 7-8 gün süreyle karnından acısız ve basit bir iğne ile enjeksiyon yapıyor.Bu ilaç yumurtalıkların büyümesini sağlar. Bu sırada anne adayı ultrasonla gözlenir. Yumurta keseleri yeterli büyüklüğe ulaştığında bir çatlatma iğnesi yapılır. Daha sonra 35 saat sonra anne adayının yumurtaları toplanır.
Aynı gün erkekten örnek alınır. Sperm veremiyorsa özel bir yöntemle (TESE) spermler toplanır. Bir yumurta ve bir sperm mikroenjeksiyon yöntemi ile biraraya getirilir ve yumurtaların döllenmesi beklenir.
En uygun yumurtalar anne rahmine yerleştirilir. Bundan sonraki 12 günlük bekleme zamanı sonucu tedavinin başarılı tüp bebek  olup olmadığı ortayı çıkıyor.

What is PGD ?

PGD is a technique used throughout IVF-ET, wherever embryos square measure tested for malady genes and solely healthy embryos square measure transferred into a female internal reproductive organ.
PGD – however may be a diagnosing created ?
Embryos square measure obtained by combining eggs and sperm cell within the laboratory. From every embryo, one or 2 blastomeres are removed and tested. If the embryo is judged to be freed from the disorder, are transferred to the cavum.
Why is PGD performed ?
Couples either with genetic abnormality or a carrier don’t need to pass their disorder on to their kid / children. before PGD for those couples UN agency has no selection however to pass their defective genes to off spring, however with the assistance of IVF – ET and PGD embryos freed from the genetic abnormality is transferred to the womb and once implanted couple can have kid freed from genetic abnormality.

25 Mayıs 2015 Pazartesi

Menopoz Şikâyetleri Nelerdir?

Geçiş sürecinde yani menopoza yaklaşırken adet düzensizlikleri oluşabilir. 2-5 yıl sürebilen bu geçiş süreci kimi kadınlarda hiçbir sorun yaratmazken kimilerinde tabir yerindeyse “fırtınalı” geçebiliyor.
Sıcak basmaları, terlemeler, uykusuzluk, baş ağrıları, sinirlilik en sık görülen şikâyetler. Menopoz sonrası aylar geçtikçe vajinal kuruluk, cinsel ilişkide acı ve ağrı, cinsel istek azalması, idrar şikayetlerinde (idrar yaparken yanma, tuvalete yetişememe, idrar kaçırma gibi) artış meydana gelebiliyor.
Menopozda bir diğer değişiklik de kan yağlarındaki değişiklikler ve kolesterol düzeylerinde artış. Yine menopoz döneminde kalp hastalıkları riskinde artış olduğu ve 50 yaşından sonra kadınların kalp krizi geçirme riskinin erkeklerinkine yaklaştığı da biliniyor.

Osteoporoz” yani kemik erimesi ise diğer önemli bir sorun ve vücuttaki kemik kütlesinin azaldığını ifade ediyor. Erken menopozda ya da cerrahi olarak vaktinden önce menopoza giren (yumurtalıkları alınan) kadınlarda belirgin olarak daha fazla görülüyor.

Tüm bunlar aslında doğal süreçler, yani her kadın zaman içerisinde bunları az ya da çok yaşıyor. Ama sonuçları açısından bakıldığında sanki “olmasa daha iyi olmaz mı ?” dediğimiz bir süreç gibi..

Peki ne yapılmalı..?
Bundan yaklaşık 10 yıl önce geçerli olan görüş, menopoza giren her kadına en az 70 yaşına kadar hormon verilmesiydi. Böylelikle batı dünyasında “forever young” yani “her daim genç” kavramı vurgulanıyordu.. doğal olarak biz de bu ekolün takipçileriydik.  Oysa sonra yapılan geniş kapsamlı araştırmalarda gösterildi ki hormon tedavisi düşünüldüğü kadar masum değil ve kişilere seçilerek, tartışılarak verilmesi gerekiyor.
Günümüzde ise ağırlıklı görüş; ateş basmaları olmayan, idrarla ve vajinadaki kurulukla, cinsel yaşamla ilgili şikayeti olmayan, yani adetten kesilmesine rağmen hayatından memnun olan, bunu fizyolojik ve doğal bir süreç olarak gören bir kadın için zaten sorun yok. Düzenli egzersiz da yapıyorsa, sağlıklı besleniyorsa kalsiyum ve belki biraz da D vitamin desteğiyle yaşamaya devam. Düzenli jinekolojik kontrollerle, ve gerekli görülürse 2-3 yılda bir kemik ölçümleriyle takipler yeterli. Oysa “yaşam kalitesi” diye adlandırdığımız ölçekte sorun yaşayan kadınlar için ise bu konu halen tartışmalı. Hormon tedavisiyle şikayetlerinin çok büyük oranda düzeleceğini, kemik erimesinin durabileceğini, ancak meme ve kalp hastalıkları açısından minimal de olsa risk artışı yaşayabileceği detaylı olarak konuşulmalı. Verilen detaylı bilgiler ve açıklamaların ardından hormon yerine koyma tedavisi almak isteyen ve bu şekilde yaşam kalitesinin düzeldiğini düşünen kadın için hekime düşen de reçeteyi yazmaktır.
Menopozda tedavi alın ya da almayın, elbette ilk yapılacak şey hekiminize başvurmak.

2 Aralık 2014 Salı

Kök Hücre ve Tüp Bebek

Kök hücre, embriyonik ve yetişkin olarak iki kısımda incelenmektedir. Son yıllarda doğuma yardımcı uygulamalarda kullanılmasına gerek olmayan hücreler, çiftlerin müsaadesi ile kök hücre çalışmalarında kullanılmaktadırlar.

Kök hücreler: Kök hücreler, sınırsız çoğalır ve kesinlikle çoğalmayı bırakmazlar. Ayrıca kök hücreler, tüm koşullar oluştuğunda vücutta ihtiyacı olan doku veya organa uyumlu hücreye dönüşebilmeleri nedeniyle acil durumlarda vücudun kurtarıcısı olmayı başarmaktadırlar. Bu özellikleri sayesinde kök hücreler, kurtarılması gereken doku ve organların yardımına koşuyor, hasarlı dokulardaki hasarların giderilmesi sürecini hızlandırıyorlar.

Kök hücreler; Asıl olarak kök hücre çalışmaları ortalama 50 yıl önceye dayanmaktadır. Kanser hastalıklarının artmasıyla birlikte uzmanlar, kemik iliğinden alınan hücrelerin kan hücresine dönüştüğünü buluyorlar ve bununla birlikte tıp alanında büyük bir çığır açılmış oluyor. Yapılan araştırmalar sonucunda insanlardan alınan kök hücrelerin kas, damar ve kemik hücrelerine de dönüşebildiği bulunduktan sonra kök hücre tedavisi sadece kan kanseri hastalığına çare olmaktan çıkmış, hemen tüm hastalıkların tedavisinde büyük rol oynamaya başlamıştır. Yapılan araştırmalarda bulunan diğer bir şey de; kök hücrelerin kemik iliğinde bulunduğunun yanlış olmasıdır.

Kök hücreler, kemik hücreleri dışında kas, sinir, göz, deri ve karaciğer gibi doku ve organlarda da mevcuttur. Hatta bilim insanları o kadar ileri gittiler ki; 1998 yılında yapılan incelemeler sonucunda insan embriyosundan da kök hücre elde edileceğinin farkına varıldı. İşte bu sırada kök hücrenin tüp bebek tedavisi yoluyla elde edilmesinin de önü açılarak tıp dünyasında eni bir çığır açılmış oldu. Bazı durumlarda erişkin kişilerden alınan kök hücreler, insan vücudundaki tüm hücreler ile uyum sağlamakta sorun yaşayabilirler. Bu durumda da embriyodan alınan kök hücre sayesinde sorunun giderilmesi sağlanmaktadır. Embriyodan alınan kök hücreler, vücudun tüm doku ve organlarına dönüşebilmektedirler ve kesinlikle bu konuda bir sınırlama yoktur. Embriyodan elde edilen kök hücreler ile şu an çalışmalar devam etmesine karşın halen kanser vb. kalıtsal hastalıkların oluşturduğu doku ve organlara aktarımı konusundaki kararlılığı test edilmemiştir.


Kısırlık tedavisinde kök hücre dönemi

Son yıllarda hız kesmeden devam eden araştırmalar sonucunda kök hücrelerin kısırlık  tüp bebek  tedavisinde de etkin olarak kullanılacağı belirlenmiştir. Araştırma ve çalışmaların hızla devam etmesine karşın henüz Alzheimer, Parkinson gibi hastalıkların kesin tedavisinin kök hücreler yardımıyla bulunduğunu söylemek erken olacaktır. Kök hücrelerin amacı yukarıdaki tanımlamalar ile sınırlı olmayıp, sadece hastalıkların tedavisinde kullanılmak değil, tedavide aktif rol oynayacak ilaçların yapımının da sağlanmasıdır. Bunun yanında kök hücrelerim embriyolardan nakli sağlanmasıyla birlikte kısırlık sebepleri tam olarak belirlenebilmekte ve gelecek nesillere bunun aktarılmasının önüne geçilmektedir.

Kök hücre çalışmalarında hedeflenen şey nedir?
Kök hücrelerinin üretimini yardımcı üreme teknikleri sağlamaktadır. Kök hücre elde edilmesindeki en etkili kaynaklar embriyo ve embriyo dışı dokulardır. İnsanoğlu, bilim konusunda her zaman hayalci yaklaşımlar sergilemektedir. Bu konuda da yine aynı şartların oluştuğu bilinmektedir. Kök hücreler ile asıl amaç, şu anda insanlarda görülen tüm hastalıkların giderilmesini sağlamak, sonrasında da gelecek nesillere bu hastalıkların aktarımının engellenmesi ve embriyolardan alınan kök hücreler yardımıyla kısırlık olayının tamamen ortadan kaldırılmasıdır.

Kök hücrelerin kısırlık ve tüp bebekle birlikte son yıllarda anıldığını görmekteyiz. Bundaki en büyük etken, sperm üretimi olmayan erkeklerde sperm üretiminin sağlanması, daha doğrusu sperm varlığı olan ancak yumurtayı dölleyecek kabiliyeti olmayan hücrelerin bunu başarması amaçlanmaktadır.